Aşırılık İlk Bakışta Masumdur
Evlilik, sevgi ve saygı temelleri üzerine kurulması gereken bir kurumdur. Fakat zamanla bu temellerin yerini kontrol, baskı ve müdahale aldığında, evlilik birliği sarsılmaya başlar. Bu noktada karşımıza çıkan önemli bir kavram var: “aşırılık.” İlk başta romantik gelen bazı davranışlar—örneğin aşırı ilgi veya aşırı kıskançlık—bir süre sonra kişisel sınırları aşar ve evliliği çekilmez hâle getirebilir.
Toplumda "çok seviyor, o yüzden kıskanıyor", "korumak için müdahale ediyor" gibi yorumlarla meşrulaştırılan bu tutumlar, hukuk önünde farklı bir çerçevede değerlendirilir. Çünkü aşırılık, duygusal bağın değil, kişilik haklarının ve özgürlük alanlarının ihlali anlamına gelir. Bu makalede, evlilikte yaşanan aşırılıkların hangi durumlarda boşanma sebebi sayıldığını, Yargıtay kararları ışığında ele alacağız.
1. Aşırılık Nedir? Evlilikte Ne Anlama Gelir?
Aşırılık, bir davranışın ya da tutumun sınırını kaybetmesi, ölçüsüz hâle gelmesidir. Evlilikteki aşırılıklar genellikle şu şekilde karşımıza çıkar:
- Aşırı kıskançlık
- Aşırı kontrolcülük
- Aşırı müdahale (giyime, işe, aile ilişkilerine)
- Aşırı ekonomik baskı
- Aşırı duygusallık veya tehditkâr davranışlar
- Aşırı aile bağımlılığı (eşten çok ailesine bağlılık)
Bu davranışlar bireyin özgürlük alanını daraltır, saygı ortamını bozar ve zamanla evlilik birliğinin temelini sarsar. Türk Medeni Kanunu’na göre, bu tür davranışlar “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebiyle boşanma davası açmak için yeterlidir.
2. Aşırı Kıskançlık: Sevgi Değil, Baskı
Kıskançlık çoğu zaman sevgiyle karıştırılır. Oysa kıskançlık, kontrol ve baskı aracına dönüşüyorsa sevgi olmaktan çıkar. Örneğin:
- Eşin sosyal medya hesaplarını sürekli kontrol etme
- Arkadaş çevresine karışma, kimlerle görüşeceğine müdahale etme
- Giydiği kıyafetleri eleştirme, değiştirmeye zorlama
- İş arkadaşlarını sorgulama veya işten ayrılmasını isteme
Bu davranışlar, kişilik haklarının ve özel hayatın ihlali anlamına gelir. Yargıtay içtihatlarında da “aşırı kıskançlık” boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşini sürekli sorgulayan, kıyafet seçimine karışan, arkadaş ilişkilerini yasaklayan erkeği “aşırı kıskançlıkla eşini psikolojik baskı altına almak” suretiyle boşanmada tam kusurlu saymıştır.
Aşırı kıskançlık, sağlıklı evliliğin önündeki en büyük engellerden biridir.
3. Aşırı Kontrolcülük: Özgürlük Alanına Müdahale
Aşırı kontrol, güven eksikliğinin dışa vurumudur. Eşinin cep telefonunu habersiz karıştırmak, özel konuşmalarını takip etmek, nereye gittiğini sürekli sorgulamak gibi davranışlar evlilikte güveni değil, korkuyu besler.
“Şu saatte evde ol”, “O kıyafeti giyme”, “Şu kişiyle görüşme” gibi ifadelerle hareket alanı daraltılır.
Yargıtay Uygulaması: Yargıtay, eşini sürekli kontrol eden, telefonunu denetleyen ve arkadaş ilişkilerine müdahale eden kişiyi evliliği çekilmez hâle getiren taraf olarak değerlendirmiştir.
4. Aşırı Müdahale: Karar Hakkının Elinden Alınması
Özellikle şu örnekler yaygındır:
- Kadının çalışma hayatına son verilmesini istemek
- Eşin eğitimine ya da kariyerine müdahale etmek
- Giyim-kuşam, sosyal etkinlikler ve seyahat gibi konularda baskı uygulamak
Bu tür müdahaleler, “eşitlik” ilkesine aykırıdır.
5. Aşırı Ekonomik Baskı: Gizli Şiddet
- Eşin tüm maaşına el koymak
- Harcamalarını kısıtlamak
- Kredi kartı kullanmasına engel olmak
- Ev ihtiyaçlarına harcama yapmamak
- Maddi konularda sürekli hesap sormak ve aşağılama
Yargıtay Görüşü: Yargıtay, eşine para vermeyen, ortak giderlere katkı sunmayan ve ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan bireyin evliliği çekilmez hâle getirdiği kanaatiyle boşanma kararlarını onamaktadır.
Ekonomik baskı, eşin bağımsızlığını engelleyen gizli bir şiddet türüdür.
6. Aşırı Aile Bağımlılığı: Eşten Çok Aileyle Yaşamak
- Her kararda ailesinin görüşünü öncelemek
- Eşin ailesini küçük görmek, görüşmesini engellemek
- Ailesiyle yaşamakta ısrar edip özel alan bırakmamak
- Eşi ailesiyle tartıştığında tarafsız kalmamak
Yargıtay kararlarında bu tutumlar “kusur” olarak değerlendirilmektedir.
7. Aşırı Duygusallık ve Tehditkâr Davranışlar
Sık sık küserek evi terk etmek, intihar tehdidinde bulunmak, aşırı duygusal iniş çıkışlar yaşamak evlilik birliğini yıpratır.
Yargıtay Örneği: Yargıtay, sık sık evden ayrılan, “ya benimsin ya toprağın” türü ifadelerle tehditte bulunan bireyi evlilik birliğini temelinden sarsan taraf olarak değerlendirmiştir.
8. Hukuki Çerçeve: Aşırılıklar Türk Hukukunda Nasıl Değerlendirilir?
Türk Medeni Kanunu madde 166/1: “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”
Bu genel hüküm, her türden aşırılığın evlilikte boşanma sebebi olarak değerlendirilebileceğini gösterir.
9. Aşırılıkta Kusur Değerlendirmesi
Mahkemeler kusur oranını belirlerken davranışların evlilik birliği üzerindeki etkisine odaklanır. Aşırı kıskançlık, özel hayatı denetleme ve sosyal çevreyi sınırlandırma gibi eylemler ağır kusur olarak kabul edilir. Bu da mağdur eş lehine tazminat ve nafaka gibi sonuçlara yol açar.
10. Sonuç: Aşırılık Sevgi Değil, Sınır İhlalidir
Toplumda romantikleştirilen birçok davranış, aslında evliliği sarsan aşırılıklardır. Sevgi adı altında kıskanmak, koruma bahanesiyle kontrol etmek sağlıklı değildir. Türk hukuku bu sınır ihlallerine karşı duyarlıdır.
Boşanma davası açmayı düşünen bireylerin, yaşadıkları “aşırılıkların” yalnızca subjektif rahatsızlıklar değil, objektif olarak ispatlanabilir, süreklilik arz eden ve evlilik birliğini temelinden sarsan nitelikte davranışlar olduğuna dikkat etmesi gerekir. Hakimler bu davranışların evlilik üzerindeki etkisini, tanıklar, mesajlar, sosyal medya içerikleri ve raporlar gibi delillerle birlikte değerlendirir.
Boşanma Sürecinde Destek Almak
Aşırılık temelli boşanmalarda, özellikle psikolojik şiddet içeren vakalarda boşanma üzerine çalışan bir avukattan destek alınması önemlidir. Bu süreçte belge hazırlığı, tanık düzenlemesi ve Yargıtay içtihatlarına uygun dilekçelerle hak kayıplarının önüne geçilebilir.
Yorum Yaz